
İÇ OĞUZ’A, DIŞ OĞUZ’UN ASİ OLUP BEYREK’İN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ DESTAN
Kazan Han çok zenginmiş,
Cömert kalbi enginmiş.
Çağırmış Oğuzları,
Yağmalatmış malları.
Verince mallarından,
Mutlu olurmuş bundan.
Bir gün çıkmış evinden,
Kazan Han alkışlamış.
Boz Oklar işitmişler,
Sözbirliği etmişler.
Küserek Kazan Han’a
Gelmemişler divana.
Kazan Han’ın bir eri
Kılbaş adında biri,
Gelmiş bir gün divana,
Kazan demiş ki ona:
— Bre Kılbaş söyle sen
Dış Oğuz bana neden,
Buğuz eder kin besler;
Nedir bu asi sesler?
Kılbaş demiş: — Ey Kazan
Habersiz Dış Oğuz’dan
Malları yağmalattın,
Sen dayını ağlattın.
Han’ım ben bir gideyim,
Aslını öğreneyim.
Kazan demiş: — Git Kılbaş,
Yanına al arkadaş...
Kılbaş ağıla dalmış,
Binmeye bir at almış.
Çağırmış birkaç adam,
Haydi babam de babam...
Bir hayli yol yürünmüş,
Dış Oğuzlar görünmüş.
Aruz Koca’ya gitmiş,
Dil döküp kelam etmiş:
— Ey Kazan’ın dayısı,
Dayandığı arkası.
Kazan’ın selâmı var.
“Var da dayıma kadar,
Haber ver de gelsinler.
Şu hâlimi görsünler...”
Bugün çok darda kaldı,
Karabaşı bunaldı.
Düşman saldırdı ona
Girdiler obasına.
Gelinini inletti,
Atlarını kişnetti.
Develerini bağırttı,
Kızlarını ağlattı.
Ne durursun ey Aruz,
Yeğenindir o Oğuz…
Aruz demiş ki: — Kılbaş,
Surat asma, çatma kaş.
Daha da beter olsun.
Kazan’ı ne korursun!
Var mıydı bir suçumuz?
Hani biz de Oğuz’uz…
Dış Oğuz’u unuttu,
Tek İç Oğuz’u tuttu.
Kılbaş demiş ki: — Kavat!
Bre kafadan sakat!
Düşman yoktur ortada,
Kazan Han Aladağ’da.
Beyler ile toplandı,
Alplar hep seni andı.
Ben çıkıp sana geldim,
Dostluğunu denedim.
Anladım ki düşmansın,
Senin yüreğin yansın!
Aruz haber yollamış,
Dış Oğuz’u toplamış.
Demiş: — Beyler, dinleyin!
Ben sizi sabahleyin,
Neden topladım burda?
Kazan çok kalmış darda.
Ona düşman saldırmış,
Bize Kılbaş’ı salmış.
Gelinlerim dul kaldı,
Karabaşım bunaldı.
Söyleyin gelsin dayım,
Bugün kara yastayım...
Demişler: — Neler dedin,
Nasıl bir cevap verdin?
Aruz demiş: — Beylerim,
Dedim ki yiğitlerim:
Kavat sen ne söylersin!
“Yardım istiyor” dersin…
Kazan çok yanlış yaptı.
Neden töreden saptı?
Duyurmadan Aruz’a,
Malını İç Oğuz’a
Vererek yağmalattı,
Niçin bizi atlattı?
Git söyle Kazan Han’a,
Biz düşman olduk ona!
Ne yapalım, deyiniz
Nedir sizin fikriniz?
Beyler demişler: — Aruz,
Dostuna dost oluruz.
Sen düşmansan Kazan’a,
Gitmeyiz yardımına…
Aruz Kur'ân getirmiş
Beylere ant içirmiş.
Hediyeler vererek,
Demiş: — Bakınız Beyrek
Bizden bir kız almıştır,
Onu nikâhlamıştır.
Olmuştur güveyimiz.
Biliriz ki hepimiz,
Kazan’a bağlı Beyrek,
Barıştırsın diyerek,
Ona haber salalım,
Beyrek’i çağıralım.
İtaatkâr olursa,
Bizlere katılırsa,
Ne güzeldir, ne âlâ
İnat ederse hâlâ,
Boynunu koparalım,
Aradan kaldıralım...
Beyrek gelmiş Aruz’a.
Demiş: — Emrin ne bize?
Aruz demiş ki: — Beyrek,
Hepimiz ant içerek,
Asi olduk Kazan’a.
Sen de uyarsan bana,
Bir Kur'ân getireyim,
Sana ant içtireyim...
Beyrek demiş ki: — Aruz,
Kazan’ın, nimetini
Çok yedim ekmeğini.
Kımızını içmişim,
Koç atına binmişim,
Kaftanını giymişim,
Ben onu Han bilmişim.
Tabutum olsun meğer
İnkâr edersem eğer.
Kazan’a asî olmam,
Ben bu işte bulunmam!
Aruz çok öfkelenmiş
Deli deli söylenmiş.
Beyrek’i yakalamış
Sağa sola sallamış.
Beyler vursun istemiş,
Kimse kılıç çekmemiş.
Geriye çekilerek,
Şöyle söylemiş Beyrek:
— Aruz bunu bileydim,
Cins atıma bineydim.
Mızrağımı alırdım,
Kılıcımı bağlardım.
Miğferimi takardım,
Hazırlıklı çıkardım.
Bunu yapmaz er kişi,
Senin ki karı işi...
Aruz demiş: — Sus bre!
İnat etme boş yere.
Bize uy, asi olma
Gel kanına susama...
Beyrek demiş ki: — Vallah,
Kazan uğruna billâh,
Ben başımı koymuşum,
Ona tâbi olmuşum.
Parça parça etseniz,
Dilim dilim kesseniz,
Asi olmam Kazan’a
Boşa söylersin bana!
Aruz bakmış ki beyler,
Ne vururlar, ne söyler.
Beyrek’e kıymamışlar,
Sözünde durmamışlar.
Kılıcınıyla saldırmış,
Sağ oyluğun koparmış.
Beyrek’in başı dönmüş,
Ela gözü süzülmüş.
Bir ata bindirmişler,
Otağa göndermişler.
Beyrek burda söylemiş,
Yiğitlere ünlemiş:
— Yiğitlerim kalkınız,
Arku Bel’i aşınız.
Kazan Han’a gidiniz,
Hâlimi söyleyiniz.
Deyin namert dayından,
Haber gelmiş akşamdan.
Kazan ile Aruz’u,
Velhasıl Dış Oğuz’u
Barıştırsın sulh etsin
Düşmanlık artık bitsin...
Meğer bunlar yalanmış,
Düzen ile plânmış...
Kur’ân getirmiş Aruz,
Ant içmiş tüm Dış Oğuz.
Demişler Beyrek sen de,
Bize katıl ant iç de...
Beyrek reddetmiş bunu,
Dayın da oyluğunu
Koparmış kılıç ile
Göndermiş Oğuz İl’e
Koç atım, develerim
Altunum, akçelerim,
Gelinlerim, kızlarım,
Sürüyle koyunlarım,
Aruz oğlu Basat’a
Kalmadan Kazan bana,
Söyleyin tez yetişsin.
Ben ölüyorum bilsin...
Yerde kalırsa kanım,
Bilsin ki Kazan Han’ım
Yakasında ellerim,
Kanıma kan isterim!
Beyrek der ki: Kazan Han,
Öcümü alsın ondan...
Evinde, eşiğinde
Bebeğin beşiğinde
Feryat figanlar olmuş.
Tüm obada duyulmuş.
Kızlar kara bağlamış,
Ana-baba ağlamış.
Yiğitler atlanarak,
Arku Beli aşarak
Kazana Han’a gitmişler,
Ona haber etmişler.
Çok ağlamış Kazan Han,
On gündür odasından
Divana da gitmemiş.
Fikrini belirtmemiş.
Demiş ki Kara Göne:
— Kılbaş haydi git gene,
Söyle ağama gelsin,
Bize fikir söylesin.
Kılbaş demiş: — Sen de gel,
Tek gidemem sen de ol.
İçeriye girmişler,
Kazan Han’ı görmüşler:
— Başın sağ olsun Han’ım.
Uğruna feda canım.
Bir yiğit aramızdan,
Uçmağa dünyamızdan
Yolunda öldü, gitti,
Sana vasiyet etti.
Ağlamak neyi çözer?
Yukarıya geliver.
Seni bekler beylerin,
Çık da söyle ne emrin?
Kazan demiş: — Haklısın,
Kanı yerde kalmasın.
Boru, davul çalınsın,
Yiğitler hazırlansın...
Aruz da haber almış,
Başı kaygıda kalmış.
Alaylar teşkil etmiş,
Herkes hasım gözetmiş.
Aruz Koca ünlemiş,
Kazan’a şöyle demiş:
— Bre kavat gel beri,
Hasmımsın, kaçma geri!
Kazan demiş: — Ey namert!
Kavgadan kaçar mı mert!
Hile yapmaz er kişi,
Seninki karı işi!
Aruz bir hamle kılmış,
Kazan hamleyi salmış.
Sıra Kazan’a gelmiş.
Mızrakla göğsün delmiş.
Kara Göne’ye demiş:
— Kes başını, bitsin iş...
Dış Oğuz’un beyleri,
Savaşan askerleri,
Hepsi korkup sinmişler,
Atlarından inmişler.
Kazan Han’a gitmişler,
Ona biat etmişler.
Ellerini öperek,
Ondan af dileyerek,
Ayağına kapanmış,
Hepsi de bağışlanmış.
Aruz’un mallarını,
Koyun ve atlarını...
Talan etmiş hepsini,
Bırakmamış tekini.
Çimene çadır dikmiş,
Göklere tuğlar çekmiş.
Korkut Atamız gelmiş,
Söz demiş, kopuz çalmış:
— Övülen beyler hani?
Dünya fanidir fani!
Yer örttü, ecel aldı.
Fani acun[4] kime kaldı...
Gelen gidimli dünya,
Sonu ölümlü dünya
Ölüm vakti has imân,
Nasip etsin Yaradan.
Gelen gider, konan göçer.
Kim ne eker, onu biçer.
Muhtaç etme nâmerde.
Duçar eyleme derde.
Amin deyin erenler,
Hakk yüzünü görenler.
Günahımız derlensin,
Defterlerden silinsin.
Yalvaralım Mevla’ya,
Muhammed Mustafa’ya
Bizleri bağışlasın,
Esirgesin, saklasın.
Ahmet KARAASLAN
30/05/2003 - TALAS
[3] Bir olayın, bir durumun etkisinde veya karşısında bulunan
|